Son yıllarda Arap medyasında Türkiye aleyhine akla hayale gelmeyecek derecede yalan haberler intiÅŸar ediyor. ‘Türkiye, Arap ülkelerine Yeni Osmanlıcılığı dayatıyor’, ‘Türkiye, Arap ülkelerini federal devletlere bölmek istiyor’, ‘Türkiye Turanizm Düşüncesini Araplar Arasında Yayıyor’, ‘Türkiye 5 Arap ülkesinde kurduÄŸu askeri üsler ile katliama hazırlanıyor’, ‘Türkiye Lübnan’ı bölmeye çalışıyor’, ‘Türkiye bölgenin istikrarını bozuyor’ vb birçok makale ve haber baÅŸlıklarını Arap medyasında görebilirsiniz. Bu insafsız baÅŸlıkları atanların kimler olduklarına ve nereden nemalandıklarına baktığınızda kim olduklarını çok bariz bir ÅŸekilde görebilirsiniz. Bunların çoÄŸu Arap kılığına girmiÅŸ nebbaÅŸlar topluluÄŸudur. Ne bu coÄŸrafyayı severler ne de bu coÄŸrafyada insanî bir kimlikliÄŸe sahiptirler.
Mesela Lübnan’ı aciz hale düşürenler İran, Suud, İsrail ve Fransa mı yoksa Türkiye mi? Bölgenin istikrarını ABD, Rusya, İsrail, BAE ve İran mı bozuyor yoksa Türkiye mi? Halep’te, İdlip’te, Libya’da halkı katliamlardan koruyan kim?
Osmanlıcılık ve Turanizm düşüncesi Türkiye’de bile ölmüşken yüz yıl önceki bakış açısı ile bugünü okumak ne kadar doÄŸrudur? Peki, bu anakronizm deÄŸil mi?
GeçmiÅŸte bölgenin zihinsel parçalanması Osmanlı’yı coÄŸrafya olarak böldüğü gibi, bugün bölgenin yeniden zihinsel parçalanması da Türkiye’yi böler. Türkiye bu oyunu çok iyi bildiÄŸi için bölünmelere ve federalizme karşı duruyor. Bunun gibi onlarca soru sorabiliriz ama hakikat herkesçe malum iken daha fazla soru ile makaleyi boÄŸmak istemiyorum.
Türkiye bu haberlere sükût ettikçe, sükûtu acze hamlolunuyor ve nihayet bu neÅŸriyatı bedhahane bir ÅŸekilde kamuoyunun dahi tahammül edemeyeceÄŸi bir derece-i müfriteye ulaÅŸtırıyor. En edna kavaid-i nezakete ve kavaid-i medyaya dahi icabet etmiyorlar. Avrupalı gazeteler de bu yalan haberlerin kaynağını araÅŸtırmadan ‘havadis Åžark’tan geliyor ya, ne kadar itidal dışı ve mübalaÄŸalı olursa olsun okuyucuyu daha çok cezbeder’ icabınca gelen haberleri kontrol etmeden neÅŸrediyorlar. Böylece OrtadoÄŸu’nun herhangi bir ülkesinde uydurulan bir haberi tüm dünyaya kısa bir zaman diliminde intiÅŸar ediyorlar.
Dünya kamuoyunu bu haberlerle zehirleyen gazeteler, bu yalan haberleri yayarken kimlerin çıkarları ve hesapları için yaptıklarını belirtmezler. BaÅŸkalarına medya dersi verirler ama kendileri ‘Parayı veren düdüğü çalar’ düsturunca yalan haberlerini zevkle neÅŸretmeye devam ederler. Bu medya, kimi emperyalistlerin 200 yıldır yaptıklarını görmezden gelir, kimi İran’ın coÄŸrafyada yaptıklarının üstünü kapatır, kimi de BAE gibi bir devletin İsrail’in çıkarları ekseninde OrtadoÄŸu’nun dizaynına hamasetle destek verir. OrtadoÄŸu’da bu medyaların bunu neden yaptıklarını bilmeyen yoktur.
Habbeyi kubbe yapmakta cidden ibraz-ı maharet eyleyen meslekleri, meÅŸrepleri ve mumevvil oldukları cihetle malum olan bu birkaç gazete veya tv ortalığı yaygaraya veriyor. Hakikatten haberleri yokmuÅŸ gibi davranmaları da zillet olsa gerek. Türkiye’nin dûçar olduÄŸu bunca gavaile bakmayan, bu coÄŸrafyada ecnebi birkaç paçavra gazetenin yaydıklarına inanan kiÅŸinin her türlü hiss-i insaniyet ve diyanetten mahrûm olması gerekir. Hiçbir hamiyetli Arap tasavvur edemeyiz ki kendisini dost bilen ve emperyalistler tarafından geleceÄŸi yeniden dizayn edilen bu coÄŸrafyanın istiklali için çaba sarf eden, Türkiye’ye karşı bu bölücü devletlerin zilletine katlansın. Bu coÄŸrafyayı 100 yıldır küçük devletçiklere bölmek için çalışan bazı Arap liderlerini, Arap halkları çok iyi bilmekte ve görmektedirler.
Hasılı kelam, İbn Alkamilerin (MoÄŸolları Abbasilere karşı kışkırttığı iddia edilen devlet adamı) Abbasilere yaptıkları ihanetin tekrarına meydan vermemek, tehlikeyi yakından görmek ve nazar-ı karib ÅŸarlatanlıklara aldanmamak, bu coÄŸrafyanın istikbalini düşünen her insan için bir vecibe-i zimmettir. OrtadoÄŸu’nun mariz ve nalan olduÄŸu ÅŸu hengamede, bu gibiler hakkında ne demek lazım geleceÄŸini erbab-ı insafa havale ederiz. Temenni ederiz ki, Arap kardeÅŸlerimiz bu bedbahtların iÄŸvaatına kapılmazlar ve fuzûli olarak Araplık namına icra edilen bu manasız avukatlığı layık olduÄŸu sûrette red ve tezyif ederler. Bu coÄŸrafyada dolap çevirenlerin ve tuzak kuranların, bugün güçlü görünmüş olsalar da maksatlarına nail olamayacakları bizce muhakkaktır. Cenab-ı Hak, Türkiye’yi ve Arap alemini bu müfsitlerin ÅŸerrinden masûn eylesin.
NOT: 1 Haziran’da yayımlanan ‘Türkiye’de Gizli Siyonist Gençlik Hareketi’ baÅŸlıklı yazımda Türkiyeli Yahudi yazar ve tarihçi Rifat N. Bali’nin 2008 yılında kendi kurmuÅŸ olduÄŸu Libra yayınlarından çıkan ‘Betar Türkiye: Bir Siyonist Gençlik Hareketinin Hikayesi (1933-1971)” adlı kitapla ilgili “İsrail’den gelen baskılar sonucu yayınevi tarafından piyasadan toplama kararı alındığı iddia ediliyor” ifadelerini kullanmıştım.
Konuyla ilgili bir düzeltme gönderen kitabın yazarı ve yayınevinin kurucusu Rifat Bali, kitabın toplatılmadığını ve satışta olduÄŸunu belirtmiÅŸtir. Okuyucularımın bilgisine sunarım…
Kaynak: İstiklal Gazetesi, ilk yayımlanma tarihi: 08 Mayıs 2020
Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu. Uluslararası ilişkiler, ilahiyat, dinler tarihi ve felsefe alanlarıyla iştigal eder, hududü’l...
DETAYLAR