Sudan’da gözlerimiz önünde yaşananlara, hâlâ yürekleri parçalanmayan var mı? Son 48 saatte; kadınlar, çocuklar ve çoğunluğu sivil olmak üzere iki binden fazla masum bir insan katledildi. Bu ne vahşettir; bu ne barbarlıktır; bu ne acımasızlıktır, Allah’ım… Gazze’de görülenleri andıran bu zulüm, şimdi Sudan’da tekrarlanıyor. Ancak burada yalnızca bir bölgesel çatışma yok: burası, dünyanın gözleri önünde gerçekleşen sistematik bir imhâdır.
Bu katliamları yapanlar ne insanlıktan nasibini almış ne de İslam’ın adını taşıyan insanlar olabilir. Bunlar, ülkesinin yeraltı ve yerüstü zenginliklerini sömüren, halkını hiçe sayan, ülkeyi parçalamaktan menfaat sağlayan çeteler ve onların arkasındaki güçlerin insan suretindeki temsilcileri. Sudan’dan gelen her fotoğraf, her video bu gerçeği çarpıcı şekilde ortaya koyuyor.
Sudan; petrolü, altını, demir, bakır, krom, çinko, kurşun gibi zengin madenleri; verimli toprakları ile uzun zamandır emperyalist ve rüşvetçi iştahların hedefi oldu. Tarih, bunun örnekleriyle dolu: Önce Güney Sudan’ın 2011’de ayrılması, şimdi Darfur’un parçalanma tehditleri… Bu coğrafya, dış politik hesapların, böl-yönet stratejilerinin ve kaynak paylaşımı planlarının sahası haline getirildi.
Batılı ve bölgesel aktörlerin, bölgeyi parçalama ve kaynakları ele geçirme emelleri yeni değil. Tarih boyunca başka cephelerde uygulanan taktikler bugün Sudan’da da işliyor: ayrılıkçı hareketlerin desteklenmesi, silahlandırılması, yerel güçlerin manipüle edilmesi… Bu süreçlerin içinde kimlerin bulunduğu; hangi jeopolitik çıkarların söz konusu olduğu artık bir sır değil.
Batılı işgal güçlerinin, İsrail’in de içinde yer aldığı bölgesel bir stratejiyle, Afrika’nın doğal kaynaklarını ve özellikle Sudan’ın yeraltı zenginliklerini bölüşmek için on yıllar öncesinden planlar yaptığı artık sır değil. Her ne kadar bugün İsrail, bazı Müslüman ülkeler üzerinden Sudan’daki ayrılıkçı çeteleri dolaylı biçimde desteklese de, bu çetelerin arkasındaki asıl akıl ve çıkar ağları herkesçe bilinmektedir. İsrail’in, daha 1955 yılından itibaren Sudan’daki ayrılıkçı hareketleri silahlandırdığı ve eğittiği arşiv belgeleriyle sabittir.
Bu gerçeği en açık biçimde ortaya koyan kaynaklardan biri, Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı Moshe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi’nin 2003 yılında yayımladığı “İsrail ve Sudan Kurtuluş Hareketi: Başlangıç Noktası ve Hareket Merhalesi” adlı eserdir. Kitabın yazarı, Mossad’ın eski başkanlarından Moshe Farchi’dir. İbranice kaleme alınan, yaklaşık yüz sayfalık bu çalışma, İsrail’in Sudan’daki iç dinamikleri nasıl manipüle ettiğini açıkça gösterir. Farchi, yıllar boyunca Sudan yönetimine karşı savaşan John Garang liderliğindeki ayrılıkçı güçlere destek veren İsrailli birliğin askerî kanadında bizzat görev almıştır.
Bugün, bir zamanlar Afrika’nın en geniş topraklarına sahip olan Sudan, bölüne bölüne yok edilen bir ülke haline geldi. Nil’in bereketli toprakları, antik Kuş Krallığı’nın mirası, Lokman Hekim’in diyarı olan bu ülke, tarihin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. Sudan’ı parçalamak isteyen güçlerin beslediği Hızlı Destek Güçleri (Rapid Support Forces) adlı terörist yapı, çocuk, kadın demeden sivilleri hedef alıyor; şehirleri, köyleri yakıyor, halkı sürgüne zorluyor.
Sudan’daki bu tablo, sadece bir iç savaş değil; küresel sömürgeciliğin, Siyonizmin ve emperyalizmin modern yüzüdür. İsrail ve Batılı müttefiklerinin, Afrika’nın kalbinde oynadığı bu “böl-yönet” oyunu, insanlığın vicdanında derin bir yara açmıştır. Artık yeryüzünün hiçbir vicdanlı halkı bu katliamlara sessiz kalamaz.
Türkiye, Katar, Suudi Arabistan ve daha birçok ülke saldırıları sert dille kınadı; bu önemli bir adım. Fakat söylem yetmez. Müslüman ülkeler, bölge devletleri ve sivil toplum örgütleri somut adımlar atmak zorundadır. Hızlı Destek Güçleri gibi terörist yapılar; uluslararası baskı, yaptırımlar, silah ambargoları, finansal izleme ve hukuki süreçlerle izole edilmelidir. Sudan’ın yağmalanmasına, halkının yok edilmesine seyirci kalmak insanlığın ortak suçudur.
Güzel Sudan’ın göz göre göre yok edilmesine hiçbir vicdan razı olamaz. İnsan hayatının değeri, etnik-ideolojik hesapların üstündedir. Bugün sessiz kalanlar yarın vicdani hesabın ortağı olacaktır. Müslüman devletler, uluslararası örgütler, insan hakları kurumları ve bizler—her birimiz—Sudan için acil, etkili ve sonuç üreten adımlar atmalıyız. Sadece kınamak yetmez; dayanışma, koruma ve hesap sorma mekanizmaları derhal işletilmelidir…
Kaynak: İstiklal Gazetesi, ilk yayımlanma tarihi: 29 Ekim 2025
Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu. Uluslararası ilişkiler, ilahiyat, dinler tarihi ve felsefe alanlarıyla iştigal eder, hududü’l...
DETAYLAR