Türkiye’nin Cezayir’le iliÅŸkileri 1516 yılında Barbaros kardeÅŸlerin Cezayir’e gidiÅŸiyle baÅŸladı. 2016 yılı iki ülke arasındaki iliÅŸkilerin 500. yılına tekabül etti. Bu doÄŸrultuda yapılan bu faaliyetler zinciri ile iki ülke halkları, ortak deÄŸerlerinin farkındalığını tekrardan saÄŸlandı. Türkiye’nin 2005’ten beri sürdürdüğü Afrika politikalarına uygun olarak Türkiye-Cezayir iliÅŸkileri her geçen gün daha da canlanmaktadır. Böylece iki ülke arasında karşılıklı ziyaretlerde artış kaydedildi. 2006 yılında ‘Dostluk ve İşbirliÄŸi AnlaÅŸması’ imzalandı. Türkiye, Cezayir tarafından İspanya, İtalya ve Portekiz’le birlikte ‘stratejik ortak’ olarak deÄŸerlendirilmektedir.
Barbaros Hayrettin PaÅŸa’dan Oruç Reis’e Osmanlı Kaptanı Deryaları’nın Akdeniz’deki o efsanevi mücadelelerinden dolayı, batılılar 400 yıl Kuzey Afrika topraklarına giremedi. Endülüs’ün düşüşünden sonra Osmanlı Akdeniz’de İspanyol ve Portekiz iÅŸgal güçlerine göz açtırmadı. Osmanlı’nın Kaptanı Deryaları, Barbaros ve Oruç kardeÅŸler, Turgut ve Uluç Ali reisler, Sinan PaÅŸa ve Hasa AÄŸa gibi onlarca isim, engin deryalarda Akdeniz’in dalgalarına karşı göğüslerini siper etti. Osmanlı donanması, Kuzey Afrika’da yeni Endülüsler yaÅŸanmasın diye Akdeniz’de haçlı donanmalarına karşı yüzyıllarca mücadele etti. Osmanlı, binlerce askerini Akdeniz’in baÄŸrına ÅŸehid verdi.
1830’da Fransa’nın Cezayir iÅŸgalinden sonra Anadolu’dan baÄŸrından birçok genç iÅŸgale karşı mücadele için Cezayir’e gitti. ‘Arap Ülkelerinin Yakın Tarihi’ yazarı Borisoviç Lutskiy’e göre 30 bin Türk genci Fransızlara karşı Cezayir’de direnirken ÅŸehid oldu. Osmanlı döneminde birçok Anadolu Türküleri’nde Cezayir’e savaÅŸ için gidenler için ağıtlar yakılmıştı. ‘Cezayir Türküleri’ olarak bilinen bu ÅŸarkıların birinde, Cezayir’e savaÅŸa davet edilen gençlere şöyle seslenilir:
‘Bir yanımız sık ormanlık biçilmez
Bir yanımız Akdeniz geçilmez
Mevlam kanat vermeyince uçulmaz
Kalk gidelim kömür gözlüm Cezayir’e.’
Cezayir’e savaÅŸ için gidip de orada ÅŸehid olan gençler için de çok türkülerimiz vardır. Cezayir’de ÅŸehid düşen Mehmed’in niÅŸanlısı daÄŸlara düşmüş ve bu ağıtı söylemiÅŸtir:
‘Elden gittiÄŸine mi yanam, aÄŸlayım
Nice koç yiğitleri aldın fidan çağında
Dostu, düşmanı güldürdün, kara bağlayım
Cezayir, Cezayir… biz ne ettik sana…
Cümle alem senin peşinde…
Kahpe Cezayir, duman vardır başında…’
Cezayir direniÅŸinin sembol isimleri Emir Abdülkadir Cezairi ve Abdülhamid bin Badis Cezayir’in olduÄŸu gibi Türkiye’nin milli kahramanları arasında sayılırlar. Osmanlı’nın son dönemlerinde ülke dört bir yandan kuÅŸatılmışken dahi Cezayir’in direnişçilerine maddi ve manevi destek verilmiÅŸtir. Cezayirliler de Türkiye’nin Milli Mücadelesi’ne destek vermiÅŸ ve Fransızlara karşı Anadolu cephesinde bizzat savaÅŸmışlardır. Türk savunma sanayisinin kurucusu olarak kabul edilen Nuri Killigil, 1940’larda İstanbul’da kurduÄŸu fabrikada top, havan, uçaksavar mermi ve tapalarını üretmiÅŸ ve bunları Cezayir ve Filistin direnişçileri dahil olmak üzere bağımsızlıkları için mücadele eden birçok Müslüman halka göndermiÅŸtir. Türkiye 1951’de NATO üyesi olmadan önce Nuri PaÅŸa’nın fabrikası bir sabotaj ile havaya uçuruldu, Nuri PaÅŸa ve birçok çalışanı hayatını kaybetti.
NATO üyeliÄŸi sonrası bazı Türk hükümetleri Fransa’nın tarafını tuttu. Ancak o dönemde dahi Türkiye Cezayirli direnişçileri silah göndermeyi ihmal etmedi. 1958 yılında Libya Kralı İdris Senusi ve Libya BaÅŸbakanı Mustafa bin Halim Cezayirli direnişçiler adına dönemin BaÅŸbakanı Adnan Menderes ve CumhurbaÅŸkanı Celal Bayar’dan silah desteÄŸi talebinde bulunurlar. Türkiye Libya’nın talebine cevap verir ancak silahların resmi olarak Libya’ya gönderileceÄŸini ve Libya hükümetinin de üzerindeki rakamları deÄŸiÅŸtirip Cezayirli direnişçilere verilmesi kararlaÅŸtırılır. Böylece bir gemi silah Libya’ya gönderilir. Mustafa bin Halim bu olayı anılarında anlatmaktadır.
1997 yılında hayatını kaybeden Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin kurucusu Alparslan TürkeÅŸ de 90 yılların ortalarında bir televizyon programında kendisi ile yapılan röportajda, Türk ordusunda Binbaşı iken Cezayir’e ‘İstiklal Savaşı’ için silahları bizzat kendisinin gönderdiÄŸini itiraf eder. TürkeÅŸ, o röportajda ÅŸunları söyler: ‘Bakın Cezayir’e biz Cezayirlilerin İstiklal Harbi esnasında silah yolladık ama kimse bilmiyor. Cezayirliler de bilmiyor maalesef. O silahları ben gönderdim. 20 bin tüfek, 200 top Libya üzerinden gönderildi. O zamana kadar Türk Hükümetleri Fransa’nın tarafını tutuyordu. BM’de de Cezayir aleyhine Fransa’nın lehinde oy kullanılıyordu. İlk defa bunu biz deÄŸiÅŸtirdik. Fransız Büyükelçisi-Fransa Hükümeti bize tabi birçok müracaatlar yaptı. Ve “NATO’da müttefikiz, bu müttefikliÄŸe aykırı düşüyor” ÅŸeklinde itirazda bulundular ama biz kabul etmedik. Dedik ki “NATO’da yine müttefikiz fakat Cezayir bizim vatanımızın bir parçasıydı. Siz bizden orayı istila ederek aldınız, orada yaÅŸayan insanlar da bizim kardeÅŸlerimizdir. Hem din kardeÅŸimizdir hem de kan itibariyle de onlarla kan bağımız vardır. Ve bunlar nihayet esaretten kurtulmak istiyorlar. Bağımsız olmak istiyorlar. Ki bu her milletin hakkıdır.’
Kaynak: İstiklal Gazetesi, ilk yayımlanma tarihi: 07 Nisan 2021
Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu. Uluslararası ilişkiler, ilahiyat, dinler tarihi ve felsefe alanlarıyla iştigal eder, hududü’l...
DETAYLAR