İstanbul’da 20 Yıl Yaşayan İki Fas Kralı!

8 Eylül’de 7 ÅŸiddetinde depremle sarsılan Atlasların güzel ülkesi Fas, verdiÄŸi binlerce kayıp ile sevenlerini hüzne garketti. Fas; İbni Batuta, Abdülkerim Hattabi, Abbas Simlali, Allal el Fasi, Muhammed Tanci, Abdülaziz DebbaÄŸ, Muhammed Abid Cabiri, Taha Abdurrahman vb. birçok alim ve düşünürün diyarıdır. Tanca, MarakeÅŸ, Fes, Kasablanka, Meknes, Rabat, ÅžafÅŸavan, Agadir gibi birçok güzel ÅŸehrin diyarıdır da. Faslı prenses Fatıma el-Fihri’nin dünyanın en eski üniversitesi olarak kabul edilen Karaviyyin Üniversitesini kurduÄŸu ülkedir. YeÅŸili, denizi ve tarihi ile dünyayı cezbeden Fas’a geçmiÅŸ olsun diyoruz.

Türkiye ve Fas iliÅŸkileri yüzlerce yıllık tarihi temele dayanıyor. Siyasi, kültürel ve ekonomik iliÅŸkileri bazen inkıtalar yaÅŸamış olsa bile yüzlerce yıldır hep devam etti. İki halkın birbirine olan sevgisi geçmiÅŸte nasıl ise bugün de aynı minvalde devam ediyor. Türkiye Fas’ı OrtadoÄŸu, Afrika, Akdeniz ve İslam aleminin önemli bir üyesi olarak görmektedir. Modern dönemde iki devlet arasındaki diplomatik iliÅŸkiler, Fas’ın bağımsızlığını kazanmasını takiben 17 Nisan 1956 yılında iki ülke hükümetleri tarafından aynı gün yapılan ortak açıklamayla tesis edilmiÅŸtir.

Krallıkla yönetilen Fas ile iliÅŸkilerimizin tarihi çok eskilere dayanmaktadır. Tarihe şöyle bir geri gittiÄŸimizde Fas’ın iki sultanının 20 yıl İstanbul’da yaÅŸadığını görüyoruz. İstanbul’da yaÅŸayan sultanlardan Ebu Mervan Abdulmelik I (1576-1578) ve Ahmed el-Mansur ise (1578-1603) tarihleri arasında Fas’ta sultanlık yapmıştır. İkisi de kardeÅŸtir. AÄŸabeyleri Fas Sultan’ı Mevlay Abullah ile araları açılan Abdülmelik ve Ahmed adlı kardeÅŸler, Kanuni’den yardım istemek için 1557 tarihinde İstanbul’a gelerek, yirmi yıl kadar burada yaÅŸamışlardır. Bu iki kardeÅŸ, bu uzun süre içerisinde Osmanlı bürokrasisi, devlet sistemi ve Osmanlı ordusunun yapısını çok iyi öğrenmiÅŸlerdir. Çok iyi Türkçe’de öğrenen kardeÅŸler, iyi bir askeri eÄŸitim de almışlardır.

20 yıl sonra ülkelerine dönen kardeÅŸler, burada iktidar mücadelesine girmiÅŸlerdir. Abdülmelik, Fas’a döndüğü yıl bir ordu kurarak 31 Mart 1576 tarihinde sultanlığını ilan etmiÅŸ ve hutbeyi Osmanlı Sultanı III. Murad namına okutmuÅŸtur. 1574-1576 yılları arasında iktidarda bulunan Muhammed II’yi iktidardan indirerek MerankiÅŸ’i almıştır. 1578 yılına deÄŸin Sultanlıkta bulunan Abdülmelik, hastalığından ötürü Kasrülkebir Çarpışması’nda ölmüştür.

İki Fransız tarihçi Henri Terrasse ve Charles Andre Julien, Sultan Abdülmelik için ÅŸunu not düşmüşlerdir: ‘Abdülmelik iktidarı ele geçiren seçkin asker, Sadi’ler Sülalesi’nin en ÅŸaşırtıcı simalarından biridir. Fas dışına yaptığı yolculuklarda İspanyolca ve İtalyanca’yı öğrenmiÅŸti. Osmanlı devlet yapısını ve Türklerin adetlerini benimsemiÅŸti. Türkçe konuÅŸmayı çok severdi. Saray’da Türk adetlerini uygulardı.’

Fransız tarihçi Henri Terrasse, Abdülmelik sonrası 1578-1603 tarihleri arasında sultanlık yapan diÄŸer kardeÅŸ Ahmed el-Mansur için ise ÅŸunları yazar: ‘Üç Krallar Çarpışması üzerine el-Mansur ünvanıyla sultanlığa eren bu yiÄŸit asker Ahmed, medeni ve ileri görüşlü biriydi. Bazı alanlarda, Osmanlı İmparatorluÄŸu’ndaki teÅŸkilatın benzerini kurmayı bilmiÅŸtir. Fas’ın sınırlarını Sudan’a kadar geniÅŸletmiÅŸtir.’

Fransız tarihçi Charles Andre Julien ise Ahmed el-Mansur için ÅŸunları kaydeder: ‘Halk tarafından çok seviliyordu. Sade bir hayatı vardı. Portekiz hazinelerinin ve tutsakların fidyesinin Fas’a akışını saÄŸlamıştır. Hıristiyan prensler, bu güçlü sultana saygı göstermeye baÅŸlamış ve Fas İmparatorluÄŸu’na, artık hesaba katılması gereken bir devlet gözüyle bakmaya koyulmuÅŸlardır. Gemilerini Fas limanlarına, elçilerini MerakeÅŸ’e yollamışlar ve ‘ez-Zehebi’ diye anılan, o denli zengin bir hükümdardan ödünçlükler saÄŸlamaya bile çalışmışlardır.’

Hz. Ali’nin oÄŸlu Hz. Hasan’ın sülalesinden sayılan Sadi’lerin soyundan olan Ahmed el-Mansur 1589 yılında, Osmanlı Sultan’ı III. Murad’a Fas’taki Türk elçilerle birlikte bir heyet gönderir. Büyük hediyelerle İstanbul’a gelen Fas heyeti, burada altı buçuk ay kalır. 11 Haziran 1590 tarihinde de iki Türk elçisiyle birlikte geri dönerler. İstanbul’un BeÅŸiktaÅŸ semtinde konaklayan heyet, 9 Kasım 1950’de Fas’ın Tetvan ÅŸehrine ve 6 Ocak 1591’de de MerakeÅŸ’e varmıştır.

İstanbul’a gelen Faslı heyetin baÅŸkanı Ebu el-Hasan Ali bin Muhammed el-Tamgruti, bu seyahatini ‘El-Nefhat el-Miskiyye fi es-Sefaret et-Turkiyye’ adıyla yayımlamıştır. İstanbul’un güzelliÄŸine ve Türklerin adetlerine geniÅŸ yer ayıran Tamgruti seyahatinin bir yerinde ÅŸunları not düşer: ‘İstanbul’da sayısız kitap vardır. Kütüphaneler ve çarşılar, kitapla dolup taÅŸar. Buraya, dünyanın her tarafından kitaplar akar. Allah’ın izniyle, biz de kolayca, birçok faydalı kitap satın alabildik. Ve bilginlerin derslerinde bulunarak da, çok ÅŸeyler öğrendik. Bir kaç bilginden ‘icazet’ dahi aldık’

Hasılı kelam, Türk-Fas iliÅŸkileri çok kadim dönemlere dayanıyor. Türkler, Fas sultanlarına peygamber soyundan olmalarından dolayı da büyük saygı duymuÅŸlardır. Türk ve Fas halkı da geçmiÅŸten bugüne hep birbirini sevmiÅŸ ve saygı göstermiÅŸtir. Hatta bazı tarihi kaynaklara göre, Türklerin Faslılarla iliÅŸkileri daha eskilere dayanmaktatır. Türklerin Portekizlere karşı Faslılara destek için bazı akıncı birlikleri gönderdikleri de tarihi kayıtlarda geçer. Bakalım bu koca mirasın üzerine Fas’ın ve Türkiye’nin günümüz siyasileri ve aydınları yeni bir tarih yazabilecekler mi?..

 

Kaynak: İstiklal Gazetesi, ilk yayımlanma tarihi: 27 Eylül 2023

TURAN KIŞLAKÇIGazeteci, Yazar

Külbe-i ahzân’ında âh ü fizâr bir Simurg. Ehl-i hikmet muhibbi ve hakikat arayıcısı bir yolcu. Uluslararası ilişkiler, ilahiyat, dinler tarihi ve felsefe alanlarıyla iştigal eder, hududü’l...

DETAYLAR
ARŞİV